Geçmişte 2 kez Windows'dan Mac'e geçiş yapıp işim nedeniyle hızlıca geri dönmek zorunda kalmıştım. Bu sefer, 3. kez geçişi deniyorum. Bu yazımda, 2 aydır kullandığım MacBook Air M1 deneyimlerimi paylaşacağım.

Öncesinde, geçmişte neden Mac'de uzun süre kalamadığımı anlatayım. İlk MacBook deneyimim 10 sene öncesindeydi. O zamanlarda ana bilgisayar olarak 13" modelini almıştım ve büyük ekranda çalışmaya alıştığımdan zorluk çekmiştim. İşim nedeniyle Mac'de Windows kullanmam gerekiyordu. 3 Ay sonra masaüstü PC'me geri döndüm.

Seneler sonra, 2019 Kasım’da Amerika’da Mac mini aldım. En üst i7 6 Core işlemci, 512 SSD, 32 RAM. Xcode’da bir projenin derlenmesiyle simülatöre gönderilip çalışması neredeyse yarım saniye sürüyordu. Fakat, Mac Mini’nin bir eksiği vardı: GPU. Launchpad açılırken bile kare atlayan bir grafik performansı... Hiç bir şeye benzemeseler de Arcade oyunlarının çoğunu 5 FPS görüp moral bozmamak için kapıyordum. Bu performanssızlığın üzerine bir de el yakacak kadar ısınıyordu, belli ki bir çaba vardı... Dayanamadım, Amazon’dan Razer Core X eGPU kasası ve Radeon RX 5700 aldım. Performans tavan yaptı. Final Cut hızı inanılmaz iyiydi. Fakat, RX 5700 henüz tam desteklenmiyordu. Açılışta sorunlar, video içerikli uygulamalarda sistem donmaları ve o ufak bilgisayarın yanında UPS boyutunda koca bir yardımcı cihaz. Elektronik devre tasarlarken kullandığım Altium Designer yalnız Windows’ta çalıştığından, yine başka bir bilgisayara bağlı kalıyordum. BootCamp ile yüklediğim Windows, adres alanı yetersizliğinden eGPU desteklemiyordu. Özetle, Windows yüzünden Windows'a dönmek durumunda kaldım.

İ7 7700K, 32 GB Dominator RAM, Çift Samsung SSD, RX 5700 ve Asus Essence STX II ses kartlı, oldukça yeterli bir masaüstüm vardı. 2020’yi evden çıkmayarak bu masaüstü başında geçirdim.

O sıralar, geliştiricilere M1’ler gönderilmiş ve “wow” videoları yayınlanmaya başlanmıştı. Hiçbiri inandırıcı gelmedi. USB / Thunderbolt’ların 2’ye düşmesi, RAM’in sonradan yükseltilememesi ve 16GB ile sınırlandırılması da M1’e olan inancımı tamamen kaybettirmişti.

Ocak 2021 sonlarına doğru performans karşılaştırmalarını izlemeye başladım. İşlemci yapısı çok farklıydı, işletim sistemi buna göre yeniden tasarlanmıştı ve bu işlemci daha önce yapılamayanı yapıyordu. Fan ihtiyacı olmadan, ısınmadan, çok az enerji tüketerek, en iyi sistemleri geride bırakıyordu. Tam o zamanlarda yurtdışı gidiş gelişlerim de başlayacağı için masaüstünden geçiş yapmak istiyordum. Merakımdan hemen bir MacBook Air M1 aldım. Beklentim, yolculuk bilgisayarı olarak tablet seviyesinde işlerimi yapmasıydı. Gerçekte olan ise, masaüstü PC’min 2 ile 5 katı performansında bir sonuçtu. Tabi bu yalnız işlemcinin değil, işletim sistemi dahil tüm yapının yenilikçi tasarımından kaynaklanıyordu.

Apple, M1 ile harika bir iş başardı. Öncelikle, ARM mimarisinde çalışan bir sistem, birim saat frekansı başına x64'den daha çok işlem yapabiliyor. Yani, 3GHz ARM64 mimarili bir sistem, 3GHz x64’den daha verimli çalışıyor. M1’de 4 çekirdek düşük performans gerektiren görevlere ayrılırken, diğer 4 çekirdek de yüksek performanslı işlemlere ayrılmış. İşletim sistemi, hangi görevin hangi tür çekirdekte çalışacağına karar vererek düşük güç tüketimiyle yüksek verimlilik sağlıyor. 5nm’ye kadar inen üretim tekniği, işlemcinin daha az ısınmasını, sonucunda da daha az enerji tüketmesini sağlıyor. 16 Çekirdekli yapay zeka hızlandırıcısı (Neural engine) uygulamaların if - else döngüsünden çıkıp daha zeki olmaları için elinden geleni yapmaya hazır bekliyor. (Örneğin, DJ programınız müziklerdeki enstrümanları ve vokalleri işlemciye yük olmadan, çok daha hızlı bir şekilde ayırt edebiliyor.) 7/8 Çekirdekli GPU ise şimdiye kadar bir taşınabilir bilgisayarda elde edilen en yüksek performansı sağlıyor. (Ek GPU’lar hariç.) Tümleşik ve paylaşımlı, 4.2GHz’de çalışan RAM ise tüm kaynakların veriye hızlıca ulaşabilmesini sağlıyor. Örneğin, grafik hafızası sürekli sistem RAM’inden ekran kartı RAM’ine kopyalanmak zorunda kalmıyor. Şu an M1’in RAM veriyolu hızı, en hızlı ekran kartının kullandığı PCIe x16 Gen4’den daha hızlı. İşlemci modülünün aslında kendi başına bir bilgisayar, yani SoC (System on Chip) olduğunu düşündüğümüzde, verimliliğin neden bu derece arttığını gözümüzde canlandırabiliyoruz.

Ufak sistem özetinden sonra gelelim gerçek hayat deneyimlerime. Bu yazıyı yazarken 2 aydır MacBook Air kullandığımı hesaba katabilirsiniz.

Batarya kullanımı: Bir sistem ne kadar ısınırsa, o kadar elektrik sarfediyor demektir. Zamanında çift bataryalı Sony Vaio ultrabook ile 16 saat batarya ömrüne ulaştığımı biliyorum. M1 Serisi ile benzer süreleri ışığı kısmadan yakalayabiliyorum. Olabildiğince kullanımla 2 günde bir şarj etmek çoğu zaman yetiyor. Tabi, sonradan eski alışkanlık olan kablolu kullanıma geri döndüm. Bu arada, power bank ile laptop şarj edebilmek yolculuklar için rahatlatıcı bir seçenek.

Ekran: Masaüstü PC’mde Samsung HDR 144Hz curve monitör kullanıyordum. Stüdyo monitörleri seviyesine gelene kadar alınabilecek en iyi monitörlerden biriydi. Muhtemelen retina çözünürlüğünden kaynaklanıyor, M1’in ekranı bir parça daha canlı gibi.

RAM Kullanımı: 32GB Mac Mini’mde sürekli RAM kullanımı sondaydı. M1’de de aynı şekilde. 8GB RAM inanılmaz bir şekilde, her işinize yetiyor. Tabi bu sırada, çok hızlı olarak swap kullanımı, compress gibi yöntemlerle size sürekli RAM alanı açılıyor. İzlediğim karşılaştırmalarda 8 ve 16GB modeller arasında neredeyse fark yok. 8GB Modeli tabi ki swap kullanımından SSD ömrünü daha hızlı tüketiyor. Apple’ın bunu hesaba katarak yüksek kaliteli SSD kullandığını düşündüğünüzde çok dert edilmemesi gereken bir durum. Ben tablet niyetine aldığım için 8GB modelini seçmiştim. 16’lar henüz özel üretim yapılıp geliyordu. Tavsiyem, çizim uygulamaları, video edit ve sanal makina işleriniz oluyorsa 16, diğer durumlarda 8GB modeli ile devam etmeniz.

SSD Kapasitesi: Sisteminizdeki boş hafıza ne kadar fazla olursa, swap’den kaynaklı eskime o kadar az olur. Bu yüzden, mümkünse 500GB SSD’li modeli alın. Ortalama kullanımınız, kişisel dosyaları çıkardığımızda 100GB civarı olabilir. Buna göre hesap yapabilirsiniz.

Video Render / 3D Grafik Performansı: Network sürücüsünde bulunan 4K videoları Final Cut Pro ile ufak bir takılma olmadan düzenleyip, batarya kullanımında yok canım dedirtecek hızda çıkış aldığına tanık oldum. Donanımsal encoder ve dekoder ile bu işlemlerde işlemcinin yorulduğunu bile düşünmüyorum ki en ufak bir ısınma bile yoktu. Fusion 360 ile de oldukça performanslı çalışıyor. Fusion kullananların bildiği belli yavaşlıklar yine var, bunlar uygulamadan kaynaklı.

WiFi Hızı: Yeni nesil WiFi 6 ile olabilecek en hızlı kablosuz teknolojiyi destekliyor. Network sürücüsünden dosya erişimi sırasında hiç bir üzücü durumla karşılaşmadım.

Kamera: Bu sistemde 720P kamera kullanımı üzücü. Her ne kadar donanımsal görüntü iyileştirme teknolojileri kullanılsa da, görüntüde bulanıklık belli oluyor.

Hoparlörler: Masaüstü PC’mde alınabilecek en iyi stüdyo kalitesi ses kartı, stüdyo monitörleri ve plaklardan çekim FLAC formatında kayıpsız ses dinliyordum. Tabi ki karşılaştırmak mantıklı olmaz. Fakat gündelik kullanımda hoparlörleri MacBook’a bağlama ihtiyacı duymadım.

Fansızlık: Yazarken parmaklarınız üşüyebilir. Film izlerken, gece sessizlikte çalışırken birden kendini belli eden bir fanın eksikliği üzücü olmadı. Benim için önemli kısım fanların zamanla tozlanma yüzünden performans kaybetmeleri ve bir işe yaramamalarıydı. Artık laptop söküp temizlemeye son. Kucağınızda ısınmayan bir laptobun ısınana göre daha sağlıklı olduğunu da düşündüğünüzde, bu ufak fark hayatınızda çok şey değiştirebiliyor.

Portlar: Solda 2 Type-C, sağda 3.5mm kulaklık/mikrofon portuyla, her şeyin kablosuz olduğu günümüzde çoğu kişiye yeterli olabiliyor. Eski model A tipi USB, SD kart, HDMI çıkışı gibi özellikler için ayrıca çevirici kullanmanız gerekiyor. Çantanızda çeviriciyle dolaşmak her zaman mutluluk verici olmayabiliyor.

Toparlarsak, birden heyecanlanarak aldığım ve beklentilerimin üzerinde performans gösteren M1 serisi, diğer Apple ürünlerine göre makul fiyatıyla iyi ki kullanıyorum dedirtiyor. 2021 Başında en mantıklı model, Air, Pro ve Mini arasında bana göre Air. Bütçeniz varsa 512/16 modeli harika olur. Yoksa, giriş modeli de aradaki farkı size hissettirmeyecektir.